Veri Gizliliğini Etkiletecek Bu 4 Öngörü Şirketlere Rekabet Avantajı Yaratabilir

ŞİRKETLERE VERİ GİZLİLİĞİ KONUSUNDA YÖN GÖSTERECEK 4 ÖNGÖRÜ

 

Son yıllarda ciddi artışların gözlemlendiği siber suçlar, şirketlerin verilerini tehdit etmeye devam ediyor. Şeffaflık ve veri gizliliğine yönelik proaktif bir yaklaşımın üretkenliği artırdığını, şirket imajını olumlu etkilediğini ve müşteri güveninin kazanılmasını sağlayarak rekabet için fırsat yarattığının altını çizen Siberasist Genel Müdürü Serap Günal, ilerleyen dönemler için veri gizliliğine yönelik öngörülerde bulunuyor.

 

Siber suçlar artık tüm ölçeklerdeki şirket verileri için bir tehdit unsuru oluşturuyor. Siber güvenlik konusunda gelişimlerine özen gösteren şirketlerin şeffaflık ve veri gizliliğine yönelik proaktif bir yaklaşım sürdürmeleri gerektiğini belirten Siberasist Genel Müdürü Serap Günal, bu sayede şirket içi veri güvenliği sağlama ve üretkenliği artırmanın yanı sıra müşteri güveni gibi şirket imajını doğrudan etkileyen konularda da olumlu kazanımlar sağlanacağını vurguluyor. Günal, ilerleyen dönemlerde veri gizliliği konusunda şirketleri bekleyen 4 öngörüye de dikkat çekiyor.

 

1. Bir yıl içinde şirketlerin 20’sinden fazlası gizlilik kontrolleri için Veri Risk Değerlendirmesi (DRA) kullanmaya başlayacak fakat uygulanması konusunda düzenleyiciler rehber olmayacaklar. DRA’lar potansiyel veri gizliliği risklerini tespit ve analiz etmek için kullanılıyor. DRA sonuçları mevcut güvenlik kontrollerini değerlendirirken açıkları tespit etmeye yardımcı oluyor. Küresel veri koruma ve gizlilik yasalarının uyumluluk gereksinimlerinin karşılanmasına yardımcı olarak veri ihlalleri riskini de azaltıyor. Şirketler, devamlı değişen dünyada sürekli artan verilerin yanı sıra aynı anda gelişen uluslararası veri gizliliği yasalarıyla karşı karşıya kalıyor. Verilerin uygunsuz kullanılmasına sebep olarak önemli iş riskleri yaratabilen bu durumu önlemek için DRA kullanılabilir ancak gizlilik düzenleyicilerinden bu tür risklerin nasıl azaltılacağına ilişkin rehberlik yetersiz kalmaya devam edecek.

 

2. Müşteri deneyiminde gizliliği merkezine alan kuruluşlar 20’ye kadar daha fazla dijital gelir elde edecekler. Tüm tüketiciler kişisel verilerinin kullanımıyla ilgili bilgilendirilmek isterken bu konuda şeffaf olan şirketlere de daha çok güveniyorlar. Güven duygusuyla birlikte müşterilerin; sadık olma, şirketi tavsiye etme ve satın alma ihtimalleri de artış gösteriyor. Kuruluşlar, gizliliği müşteri deneyiminde merkezi hale getirerek bu durumu gelir elde etmek için değerlendirebilir. Şeffaflık ve mahremiyete yönelik proaktif bir yaklaşım ile bu durumu benimsemek, kamu imajını geliştirerek ve müşteri güvenini artırarak işletmelerin gelir kazancını artıracaktır. Sonuç olarak veri gizliliği konusunda kullanıcı deneyimini (UX) müşteri deneyimine (CX) dahil eden şirketler, 2023 yılına gelindiğinde dahil etmeyen şirketlere kıyasla daha fazla güvenilirlik ve gelir sağlayacaklar.

 

3. Uzaktan çalışma sisteminde çalışanların mahremiyetine özen gösteren şirketler 15 daha fazla verim elde edecekler. COVID-19 nedeniyle uzaktan çalışmaya geçen birçok işveren, uzaktan çalışanlarının faaliyetlerini izlemeyi artırdı. İşverenlerin güvenlik tehditlerini taramak gibi çalışanları izlemek için meşru nedenleri olsa da liderler, çalışanların mahremiyetine saygı gösterme konusunda dikkatli olmalıdır. Aşırı izleme güveni aşındırabilir, işveren ile çalışan ilişkisine ve genel kurumsal imaja zarar verebilir. Güvenlik liderleri izleme önlemlerini, kuruluşun ihtiyaçları ile çalışanların gizlilik hakkı arasında uygun dengeyi koruyarak sağlamalıdır. Bu durum, işverenlerin çalışanlarla güven oluşturmasına ve uzun vadede daha yüksek üretkenlik sağlamasına yardımcı olacaktır.

 

4. Davranışlar İnterneti (IoB) sistemi, 2025’in sonuna kadar dünya nüfusunun yarısından fazlasını etkileyen olumsuz sonuçlar doğuracak. Bir IoB sistemi, kullanıcı davranışlarını etkileme amacıyla kullanıcı hareketlerini izler, analiz eder ve yanıt vermeyi amaçlar. Ticari müşteri verileri, kamuya açık vatandaş verileri, sosyal medya verileri, yüz tanıma ve konum izleme gibi birçok kaynağı amacına hizmet etmek için kullanır. Bu sistemler, halk sağlığının iyileştirilmesi gibi olumlu sonuçlara yol açabileceği gibi kontrolsüz bırakıldığında sansür ya da gerçeği yansıtmayan bilgilerin yayılması gibi olumsuz sonuçlar da doğurabilir. Doğal olarak IoB algoritmalarının konumu ve güvenilirliği, karar vermenin ardındaki etik, bireysel hak ve özgürlükler gibi konularda tartışma konularına sebep oluyor. Büyüyen bir IoB sisteminde güvenlik liderleri, istikrar ve tutarlılık sağlamalıdır. Tüm bağlı varlıkların uyması gereken gizlilik, güvenlik, etik ve ara bağlantı için bir çerçeve oluşturarak istenmeyen sonuçların riski daha da azaltılabilir.