Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar çıkabiliyor

Sağlık 24.06.2026 - 12:02, Güncelleme: 24.06.2026 - 12:02 138 kez okundu.
 

Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar çıkabiliyor

Çocukluk çağının en yaygın enfeksiyon hastalıkları arasında yer alan idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle önem taşıyor. Görülme sıklığının yaşa, cinsiyete ve erkek çocuklarda sünnet durumuna göre değişiklik gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu hastalık, ateş şikâyetiyle sağlık kuruluşuna başvuran 2 yaş altındaki çocuklarda yüzde 1 ila 16 oranında tespit ediliyor. Daha büyük çocuklarda ise bu oran yaklaşık yüzde 8’e ulaşıyor. Kız çocuklarının erkek çocuklarına göre 2 ila 4 kat daha fazla risk altında olması, erken tanı ve tedavinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor” dedi. Çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Özellikle böbreklere ulaşan enfeksiyonların kalıcı hasara neden olabileceğini ve ilerleyen yıllarda hipertansiyon ile böbrek yetersizliği riskini artırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “İdrar yolu enfeksiyonları bebeklerde ve küçük çocuklarda her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Ateş, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve idrarın renginde değişiklik gibi şikâyetlerin yanı sıra kusma, iştahsızlık ve karın ağrısı da enfeksiyonun habercisi olabilir. Bu nedenle nedeni açıklanamayan yakınmalarda idrar tahlili ve kültürüyle değerlendirme yapılması büyük önem taşıyor” dedi. Her 10 çocuğun 3’ünde idrar reflüsü görülüyor  İdrar yolu enfeksiyonlarının, mikroorganizmaların idrar yollarına ulaşarak çoğalması sonucu geliştiğini açıklayan Bıyıklı, “Mikroplar genellikle idrar çıkış bölgesinden vücuda girerek mesaneye ve böbreklere kadar ilerleyebiliyor. Genital bölge hijyenine dikkat edilmemesi, yenidoğanlarda bezin uzun süre değiştirilmemesi, pişik, ishal ve parazitler hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Kız çocuklarında idrar kanalının kısa olması riski artırırken, erkek çocuklarda sünnet derisi veya penis ucundaki darlıklar idrar akışını zorlaştırabiliyor. Üriner sistemdeki anatomik ya da nörolojik bozukluklar, taş oluşumu ve vezikoüreteral reflü de önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçması olarak tanımlanan vezikoüreteral reflü, idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların yaklaşık yüzde 30’unda görülüyor” dedi. Kız çocuklarında tekrarlama riski yüzde 60’a ulaşabiliyor  İdrar yolu enfeksiyonlarının çocuklarda tekrarlama eğiliminde olduğunu paylaşan Bıyıklı, “İlk enfeksiyonun ardından erkek çocuklarda yüzde 20 ila 30, kız çocuklarında ise yüzde 40 ila 60 oranında tekrar görülebiliyor. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların altta yatan nedenler açısından mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çocukların yaklaşık yarısında idrar yollarına ilişkin yapısal sorunlar bulunabiliyor. Kaçak, darlık veya taş gibi problemler enfeksiyonların tekrarlamasına yol açarken, mesane ve bağırsak fonksiyon bozuklukları da tedavi başarısını olumsuz etkileyebiliyor. Enfeksiyonun böbreklerde hasar bırakması durumunda ise böbrek gelişiminde sorunlar, yüksek tansiyon ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Ayrıca kız çocuklarında çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonlar ilerleyen yıllarda, özellikle adet dönemleri ve gebelikte yeniden görülebiliyor hatta gebelik zehirlenmesi riskini de artırabiliyor” dedi. İdrar tahlili tek başına yeterli olmayabilir  İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda yalnızca idrar tahlili ve kültürüyle yetinilmemesi gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, “Özellikle altta yatan anatomik sorunların ve olası böbrek hasarının araştırılması kritik. Bu amaçla böbrek ve mesane ultrasonografisi temel değerlendirmeler arasında yer alırken, bazı çocuklarda böbrek sintigrafisi yapılabiliyor. Hatta böbrek hasarı riski, aile öyküsü ve klinik bulgulara göre işeme sistografisi gibi ileri görüntüleme yöntemlerine de başvurulabiliyor. Gerektiğinde MR ürografi, bilgisayarlı tomografi, MAG3 ve ürodinami gibi ileri tetkikler de kullanılabiliyor. Tedavide ise uygun antibiyotiğin doğru doz ve sürede kullanılması çok kıymetli. Bazı çocuklarda ağızdan tedavi yeterli olurken, gerekli durumlarda enjeksiyon tedavisi ihtiyacı da doğabilir” dedi.  Genital bölgede ıslak mendil kullanımından kaçınılmalı İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmada günlük alışkanlıkların önemli rol oynadığını belirten Bıyıklı, “Çocukların yeterli miktarda su tüketmesi ve kabızlık sorununun kontrol altına alınması enfeksiyon riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Bez kullanan çocuklarda bezlerin sık değiştirilmesi ve mümkün olduğunca uzun süre bez kullanımından kaçınılması gerekiyor. Kız çocuklarında genital bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi, erkek çocuklarda ise penis çevresinin dikkatli şekilde yıkanması önemli. Ayrıca bu bölgelerin temizliğinde yalnızca su kullanılmasının yeterli olduğu bilinmeli. Özel bakım ürünleri ve ıslak mendiller genital bölgenin doğal yapısını bozabilir. Ek olarak uzun süre köpüklü banyolardan kaçınılması, pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesi, iç çamaşırların günlük değiştirilmesi ve idrarın uzun süre tutulmaması da dikkat edilmesi gereken noktalar arasında” uyarısında bulundu.   Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocukluk çağının en yaygın enfeksiyon hastalıkları arasında yer alan idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle önem taşıyor. Görülme sıklığının yaşa, cinsiyete ve erkek çocuklarda sünnet durumuna göre değişiklik gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu hastalık, ateş şikâyetiyle sağlık kuruluşuna başvuran 2 yaş altındaki çocuklarda yüzde 1 ila 16 oranında tespit ediliyor. Daha büyük çocuklarda ise bu oran yaklaşık yüzde 8’e ulaşıyor. Kız çocuklarının erkek çocuklarına göre 2 ila 4 kat daha fazla risk altında olması, erken tanı ve tedavinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor” dedi.

Çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Özellikle böbreklere ulaşan enfeksiyonların kalıcı hasara neden olabileceğini ve ilerleyen yıllarda hipertansiyon ile böbrek yetersizliği riskini artırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “İdrar yolu enfeksiyonları bebeklerde ve küçük çocuklarda her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Ateş, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve idrarın renginde değişiklik gibi şikâyetlerin yanı sıra kusma, iştahsızlık ve karın ağrısı da enfeksiyonun habercisi olabilir. Bu nedenle nedeni açıklanamayan yakınmalarda idrar tahlili ve kültürüyle değerlendirme yapılması büyük önem taşıyor” dedi.

Her 10 çocuğun 3’ünde idrar reflüsü görülüyor 

İdrar yolu enfeksiyonlarının, mikroorganizmaların idrar yollarına ulaşarak çoğalması sonucu geliştiğini açıklayan Bıyıklı, “Mikroplar genellikle idrar çıkış bölgesinden vücuda girerek mesaneye ve böbreklere kadar ilerleyebiliyor. Genital bölge hijyenine dikkat edilmemesi, yenidoğanlarda bezin uzun süre değiştirilmemesi, pişik, ishal ve parazitler hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Kız çocuklarında idrar kanalının kısa olması riski artırırken, erkek çocuklarda sünnet derisi veya penis ucundaki darlıklar idrar akışını zorlaştırabiliyor. Üriner sistemdeki anatomik ya da nörolojik bozukluklar, taş oluşumu ve vezikoüreteral reflü de önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçması olarak tanımlanan vezikoüreteral reflü, idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların yaklaşık yüzde 30’unda görülüyor” dedi.

Kız çocuklarında tekrarlama riski yüzde 60’a ulaşabiliyor 

İdrar yolu enfeksiyonlarının çocuklarda tekrarlama eğiliminde olduğunu paylaşan Bıyıklı, “İlk enfeksiyonun ardından erkek çocuklarda yüzde 20 ila 30, kız çocuklarında ise yüzde 40 ila 60 oranında tekrar görülebiliyor. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların altta yatan nedenler açısından mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çocukların yaklaşık yarısında idrar yollarına ilişkin yapısal sorunlar bulunabiliyor. Kaçak, darlık veya taş gibi problemler enfeksiyonların tekrarlamasına yol açarken, mesane ve bağırsak fonksiyon bozuklukları da tedavi başarısını olumsuz etkileyebiliyor. Enfeksiyonun böbreklerde hasar bırakması durumunda ise böbrek gelişiminde sorunlar, yüksek tansiyon ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Ayrıca kız çocuklarında çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonlar ilerleyen yıllarda, özellikle adet dönemleri ve gebelikte yeniden görülebiliyor hatta gebelik zehirlenmesi riskini de artırabiliyor” dedi.

İdrar tahlili tek başına yeterli olmayabilir 

İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda yalnızca idrar tahlili ve kültürüyle yetinilmemesi gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, “Özellikle altta yatan anatomik sorunların ve olası böbrek hasarının araştırılması kritik. Bu amaçla böbrek ve mesane ultrasonografisi temel değerlendirmeler arasında yer alırken, bazı çocuklarda böbrek sintigrafisi yapılabiliyor. Hatta böbrek hasarı riski, aile öyküsü ve klinik bulgulara göre işeme sistografisi gibi ileri görüntüleme yöntemlerine de başvurulabiliyor. Gerektiğinde MR ürografi, bilgisayarlı tomografi, MAG3 ve ürodinami gibi ileri tetkikler de kullanılabiliyor. Tedavide ise uygun antibiyotiğin doğru doz ve sürede kullanılması çok kıymetli. Bazı çocuklarda ağızdan tedavi yeterli olurken, gerekli durumlarda enjeksiyon tedavisi ihtiyacı da doğabilir” dedi.

 Genital bölgede ıslak mendil kullanımından kaçınılmalı

İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmada günlük alışkanlıkların önemli rol oynadığını belirten Bıyıklı, “Çocukların yeterli miktarda su tüketmesi ve kabızlık sorununun kontrol altına alınması enfeksiyon riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Bez kullanan çocuklarda bezlerin sık değiştirilmesi ve mümkün olduğunca uzun süre bez kullanımından kaçınılması gerekiyor. Kız çocuklarında genital bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi, erkek çocuklarda ise penis çevresinin dikkatli şekilde yıkanması önemli. Ayrıca bu bölgelerin temizliğinde yalnızca su kullanılmasının yeterli olduğu bilinmeli. Özel bakım ürünleri ve ıslak mendiller genital bölgenin doğal yapısını bozabilir. Ek olarak uzun süre köpüklü banyolardan kaçınılması, pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesi, iç çamaşırların günlük değiştirilmesi ve idrarın uzun süre tutulmaması da dikkat edilmesi gereken noktalar arasında” uyarısında bulundu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve trabzonhabermerkezi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.