Zeydan Aydın
Köşe Yazarı
Zeydan Aydın
 

Ramazan ve Trabzon

Ramazan, Trabzon’da yalnızca takvimde yerini alan bir ay değildir. Şehrin ritmi yavaşlar gibi olur ama hayat durmaz; aksine daha derinden akmaya başlar. Sahurla iftar arasında geçen zaman, yalnızca açlıkla sınanan bir sabır değil, aynı zamanda beklemeyi, paylaşmayı ve yeniden düşünmeyi öğreten bir duraktır. Trabzon’da hayat kolay değildir. Deniz her zaman bereketini aynı cömertlikle sunmaz, ticaret her mevsim yüz güldürmez, emek çoğu zaman sessiz kalır. Ama bu şehirde insanlar zorluğa yabancı değildir. Yüzyıllardır rüzgârla, dalgayla, yokuşla ve zamanla yan yana yaşamayı öğrenmiş bir irade vardır burada. Ramazan bu iradeyi görünür kılar. Sofralar sadeleşir, konuşmalar derinleşir. İnsanlar daha az konuşur ama daha çok düşünür. Çünkü bu şehirde geçim yalnızca kazanç meselesi değildir; onurla ayakta kalma meselesidir. Trabzon’da enerji vardır, niyet vardır, emek vardır. Balıkçı sabahın karanlığında denize açılırken yalnızca bugünü değil, yarını da düşünür. Esnaf kepenk açarken sadece satış yapmayı değil, ayakta kalmayı hedefler. Gençler umutlarını erteleyerek değil, taşıyarak büyütür. Kadınlar ise hayatın yükünü sessizce değil; düzenleyerek, toparlayarak, ayakta tutarak taşır. Ancak bu güçlü birikimin kalıcı sonuçlar üretmesi, planlı iş birlikleri ve ortak hareket kültürünün güçlenmesiyle mümkündür. Mesele niyet eksikliği değildir; mesele aynı niyetin aynı hedefte buluşabilmesidir. Trabzon’un bugün ihtiyacı olan şey, daha yüksek sesle konuşmak değil; daha uyumlu düşünmektir. Ramazan ayı tam da bu yüzden önemlidir. Çünkü bu ay, bireysel çabaların toplumsal faydaya nasıl dönüşebileceğini hatırlatır. Deniz bereketlidir ama tek başına değildir; kıyı, emek, zaman ve düzen ister. Ticaret canlıdır ama plansızlıkla değil, güvenle büyür. Şehirler de böyledir. Potansiyel, yön bulduğunda anlam kazanır. Bu yazı bir sitem değil; bir hatırlatmadır. Trabzon’un gücü, kendini ispat etmeye ihtiyaç duymaz. Asıl mesele, bu gücün daha adil, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir zeminde yan yana gelebilmesidir. Ramazan’ın ruhu da tam olarak bunu söyler: Aynı sofrada buluşmayı, aynı derdi paylaşmayı ve aynı geleceğe bakabilmeyi… Trabzon, Ramazan’a girerken yeniden düşünme fırsatına sahiptir. Ne kaybettik, neyi koruduk, neyi birlikte büyütebiliriz… Cevaplar aceleyle değil, akılla bulunacaktır. Çünkü bu şehir, umutla ayakta kalmayı bilenlerin şehridir. Ve umut, en çok da böyle zamanlarda sessiz ama sağlam adımlarla büyür. Zeydan AYDIN...
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2026 -Çarşamba

Ramazan ve Trabzon

Ramazan, Trabzon’da yalnızca takvimde yerini alan bir ay değildir. Şehrin ritmi yavaşlar gibi olur ama hayat durmaz; aksine daha derinden akmaya başlar. Sahurla iftar arasında geçen zaman, yalnızca açlıkla sınanan bir sabır değil, aynı zamanda beklemeyi, paylaşmayı ve yeniden düşünmeyi öğreten bir duraktır.
Trabzon’da hayat kolay değildir. Deniz her zaman bereketini aynı cömertlikle sunmaz, ticaret her mevsim yüz güldürmez, emek çoğu zaman sessiz kalır. Ama bu şehirde insanlar zorluğa yabancı değildir. Yüzyıllardır rüzgârla, dalgayla, yokuşla ve zamanla yan yana yaşamayı öğrenmiş bir irade vardır burada.
Ramazan bu iradeyi görünür kılar. Sofralar sadeleşir, konuşmalar derinleşir. İnsanlar daha az konuşur ama daha çok düşünür. Çünkü bu şehirde geçim yalnızca kazanç meselesi değildir; onurla ayakta kalma meselesidir.
Trabzon’da enerji vardır, niyet vardır, emek vardır. Balıkçı sabahın karanlığında denize açılırken yalnızca bugünü değil, yarını da düşünür. Esnaf kepenk açarken sadece satış yapmayı değil, ayakta kalmayı hedefler. Gençler umutlarını erteleyerek değil, taşıyarak büyütür. Kadınlar ise hayatın yükünü sessizce değil; düzenleyerek, toparlayarak, ayakta tutarak taşır.
Ancak bu güçlü birikimin kalıcı sonuçlar üretmesi, planlı iş birlikleri ve ortak hareket kültürünün güçlenmesiyle mümkündür. Mesele niyet eksikliği değildir; mesele aynı niyetin aynı hedefte buluşabilmesidir. Trabzon’un bugün ihtiyacı olan şey, daha yüksek sesle konuşmak değil; daha uyumlu düşünmektir.
Ramazan ayı tam da bu yüzden önemlidir. Çünkü bu ay, bireysel çabaların toplumsal faydaya nasıl dönüşebileceğini hatırlatır. Deniz bereketlidir ama tek başına değildir; kıyı, emek, zaman ve düzen ister. Ticaret canlıdır ama plansızlıkla değil, güvenle büyür. Şehirler de böyledir. Potansiyel, yön bulduğunda anlam kazanır.
Bu yazı bir sitem değil; bir hatırlatmadır. Trabzon’un gücü, kendini ispat etmeye ihtiyaç duymaz. Asıl mesele, bu gücün daha adil, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir zeminde yan yana gelebilmesidir. Ramazan’ın ruhu da tam olarak bunu söyler: Aynı sofrada buluşmayı, aynı derdi paylaşmayı ve aynı geleceğe bakabilmeyi…
Trabzon, Ramazan’a girerken yeniden düşünme fırsatına sahiptir. Ne kaybettik, neyi koruduk, neyi birlikte büyütebiliriz… Cevaplar aceleyle değil, akılla bulunacaktır. Çünkü bu şehir, umutla ayakta kalmayı bilenlerin şehridir.
Ve umut, en çok da böyle zamanlarda sessiz ama sağlam adımlarla büyür.

Zeydan AYDIN...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve trabzonhabermerkezi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.